İBRANİLER'E MEKTUP
BÖLÜM 1
Oğul Meleklerden Üstündür
İbr.1: 1 Tanrı eski zamanlarda peygamberler aracılığıyla birçok kez çeşitli
yollardan atalarımıza seslendi.
İbr.1: 2 Bu son çağda da her şeye mirasçı kıldığı ve aracılığıyla evreni
yarattığı kendi Oğlu'yla bize seslenmiştir.
İbr.1: 3 Oğul, Tanrı yüceliğinin parıltısı, O'nun varlığının öz görünümüdür.
Güçlü sözüyle her şeyi devam ettirir. Günahlardan arınmayı sağladıktan sonra,
yücelerde ulu Tanrı'nın*fx* sağında oturdu.
İbr.1: 4 Meleklerden ne denli üstün bir adı miras aldıysa, onlardan o denli
üstün oldu.
İbr.1: 5 Çünkü Tanrı meleklerin herhangi birine, "Sen benim Oğlum'sun, Bugün ben
sana Baba oldum" Ya da, "Ben O'na Baba olacağım, O da bana Oğul olacak"demiş
midir?
İbr.1: 6 Yine Tanrı ilk doğanı dünyaya gönderirken diyor ki, "Tanrı'nın bütün
melekleri O'na tapınsın."
İbr.1: 7 Melekler için, "Kendi meleklerini rüzgar, Hizmetkârlarını ateş alevi
yapar" diyor.
İbr.1: 8 Ama Oğul için şöyle diyor: "Ey Tanrı, tahtın sonsuzluklar boyunca
kalıcıdır, Egemenliğinin asası adalet asasıdır.
İbr.1: 9 Doğruluğu sevdin, kötülükten nefret ettin. Bunun için Tanrı, senin
Tanrın, Seni sevinç yağıyla Arkadaşlarından daha çok meshetti*."
İbr.1: 10 Yine diyor ki, "Ya Rab, başlangıçta Dünyanın temellerini sen attın.
Gökler de senin ellerinin yapıtıdır.
İbr.1: 11 Onlar yok olacak, ama sen kalıcısın. Hepsi bir giysi gibi eskiyecek.
İbr.1: 12 Bir kaftan gibi düreceksin onları, Bir giysi gibi değiştirilecekler.
Ama sen hep aynısın, Yılların tükenmeyecek."
İbr.1: 13 Tanrı meleklerin herhangi birine, "Ben düşmanlarını Ayaklarının altına
serinceye dek*fx*, Sağımda otur" demiş midir?
İbr.1: 14 Bütün melekler kurtuluşu miras alacaklara hizmet etmek için gönderilen
görevli ruhlar değil midir?
BÖLÜM 2
Dikkatli Olalım
İbr.2: 1 Bu nedenle, akıntıya kapılıp sürüklenmemek için işittiklerimizi daha
çok önemsemeliyiz.
İbr.2: 2-3 Çünkü melekler aracılığıyla bildirilen söz geçerli olduysa, her suç
ve her sözdinlemezlik hak ettiği karşılığı aldıysa, bu denli büyük kurtuluşu
görmezlikten gelirsek nasıl kurtulabiliriz? Başlangıçta Rab tarafından
bildirilen bu kurtuluş, Rab'bi dinlemiş olanlarca bize doğrulandı.
İbr.2: 4 Tanrı da belirtiler, harikalar, çeşitli mucizeler ve kendi isteği
uyarınca dağıttığı Kutsal Ruh armağanlarıyla buna tanıklık etti.İzleyicileriyle
Özdeşleşen İsa
İbr.2: 5 Tanrı, sözünü ettiğimiz gelecek dünyayı meleklere bağlı kılmadı.
İbr.2: 6 Ama biri bir yerde şöyle tanıklık etmiştir: "Ya Rab, insan ne ki, onu
anasın, Ya da insanoğlu ne ki, ona ilgi gösteresin?
İbr.2: 7 Onu meleklerden biraz*fx* aşağı kıldın, Başına yücelik ve onur tacını
koydun, Ellerinin yapıtları üzerine onu görevlendirdin*fx*.
İbr.2: 8 Her şeyi ayakları altına sererek Ona bağımlı kıldın." Tanrı her şeyi
insana bağımlı kılmakla insana bağımlı olmayan hiçbir şey bırakmadı. Ne var ki,
her şeyin insana bağımlı kılındığını henüz görmüyoruz.
İbr.2: 9 Ama meleklerden biraz*fx* aşağı kılınmış olan İsa'yı, Tanrı'nın
lütfuyla herkes için ölümü tatsın diye çektiği ölüm acısı sonucunda yücelik ve
onur tacı giydirilmiş olarak görüyoruz.
İbr.2: 10 Birçok oğulu yüceliğe eriştirirken onların kurtuluş öncüsünü acılarla
yetkinliğe erdirmesi, her şeyi kendisi için ve kendi aracılığıyla var eden
Tanrı'ya uygun düşüyordu.
İbr.2: 11 Çünkü hepsi -kutsal kılan da kutsal kılınanlar da- aynı Baba'dandır.
Bunun içindir ki, İsa onlara "kardeşlerim" demekten utanmıyor.
İbr.2: 12 "Adını kardeşlerime duyuracağım, Topluluğun ortasında Seni ilahilerle
öveceğim" diyor.
İbr.2: 13 Yine, "Ben O'na güveneceğim" ve yine, "İşte ben ve Tanrı'nın bana
verdiği çocuklar" diyor.
İbr.2: 14 Bu çocuklar etten ve kandan oldukları için İsa, ölüm gücüne sahip
olanı, yani İblis'i, ölüm aracılığıyla etkisiz kılmak üzere onlarla aynı insan
yapısını aldı.
İbr.2: 15 Bunu, ölüm korkusu yüzünden yaşamları boyunca köle olanların hepsini
özgür kılmak için yaptı.
İbr.2: 16 Kuşkusuz O, meleklere değil, İbrahim'in soyundan olanlara yardım
ediyor.
İbr.2: 17 Bunun için her yönden kardeşlerine benzemesi gerekiyordu. Öyle ki,
Tanrı'ya hizmetinde merhametli ve sadık bir başkâhin olup halkın günahlarını
bağışlatabilsin.
İbr.2: 18 Çünkü kendisi denenip acı çektiği için denenenlere yardım edebilir.
BÖLÜM 3
İsa Musa'dan Yücedir
İbr.3: 1 Bunun için, göksel çağrıya ortak olan kutsal kardeşlerim, dikkatinizi
açıkça benimsediğimiz inancın elçisi ve başkâhini İsa'ya çevirin.
İbr.3: 2 Musa Tanrı'nın bütün evinde Tanrı'ya nasıl sadık kaldıysa, İsa da
kendisini görevlendirene sadıktır.
İbr.3: 3 Evi yapan nasıl evden daha çok saygı görürse, İsa da Musa'dan daha
büyük yüceliğe layık sayıldı.
İbr.3: 4 Her evin bir yapıcısı vardır, her şeyin yapıcısı ise Tanrı'dır.
İbr.3: 5 Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrı'nın bütün
evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.
İbr.3: 6 Oysa Mesih, O'nun evi üzerinde yetkili oğul olarak sadıktır. Eğer
cesaretimizi ve övündüğümüz umudu gevşemeden sonuna dek sürdürürsek, O'nun evi
biziz.
İmansızlığa Karşı Uyarı
İbr.3: 7-8 Bu nedenle, Kutsal Ruh'un dediği gibi, "Bugün O'nun sesini
duyarsanız, Atalarınızın başkaldırdığı, Çölde O'nu sınadığı günkü gibi
Yüreklerinizi nasırlaştırmayın.
İbr.3: 9 Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca
yaptıklarımı gördüler.
İbr.3: 10 Bu nedenle o kuşağa darıldım Ve dedim ki, 'Yürekleri hep kötüye sapar,
Yollarımı öğrenmediler.
İbr.3: 11 Öfkelendiğimde ant içtiğim gibi, Onlar huzur diyarıma asla
girmeyecekler.'"
İbr.3: 12 Ey kardeşler, hiçbirinizde diri Tanrı'yı terk eden kötü, imansız bir
yüreğin bulunmamasına dikkat edin.
İbr.3: 13 "Gün bugündür" denildikçe birbirinizi her gün yüreklendirin. Öyle ki,
hiçbirinizin yüreği günahın aldatıcılığıyla nasırlaşmasın.
İbr.3: 14 Çünkü Mesih'e ortak olduk. Yalnız başlangıçtaki güvenimizi gevşemeden
sonuna dek sürdürmeliyiz.
İbr.3: 15 Yukarıda belirtildiği gibi, "Bugün O'nun sesini duyarsanız,
Atalarınızın başkaldırdığı günkü gibi Yüreklerinizi nasırlaştırmayın."
İbr.3: 16 O'nun sesini işitip başkaldıran kimlerdi? Musa önderliğinde Mısır'dan
çıkanların hepsi değil mi?
İbr.3: 17 Tanrı kimlere kırk yıl dargın kaldı? Günah işleyip cesetleri çöle
serilenlere değil mi?
İbr.3: 18 Sözünü dinlemeyenler dışında kendi huzur diyarına kimlerin
girmeyeceğine ant içti?
İbr.3: 19 Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.
BÖLÜM 4
Tanrı'nın Huzur Diyarı
İbr.4: 1 Bu nedenle Tanrı'nın huzur diyarına girme vaadi hâlâ geçerliyken,
herhangi birinizin buna erişmemiş sayılmasından korkalım.
İbr.4: 2 Çünkü onlar gibi biz de iyi haberi aldık. Ama onlar duydukları sözü
imanla birleştirmedikleri için bunun kendilerine bir yararı olmadı.
İbr.4: 3 Biz inanmış olanlar huzur diyarına gireriz. Nitekim Tanrı şöyle
demiştir: "Öfkelendiğimde ant içtiğim gibi, Onlar huzur diyarıma asla
girmeyecekler." Oysa Tanrı dünyanın kuruluşundan beri işlerini tamamlamıştır.
İbr.4: 4 Çünkü bir yerde yedinci günle ilgili şunu demiştir: "Tanrı bütün
işlerinden yedinci gün dinlendi."
İbr.4: 5 Bu konuda yine diyor ki, "Onlar huzur diyarıma asla girmeyecekler."
İbr.4: 6 Demek ki, bazılarının huzur diyarına gireceği kesindir. Daha önce iyi
haberi almış olanlar söz dinlemedikleri için o diyara giremediler.
İbr.4: 7 Bu yüzden Tanrı, uzun zaman sonra Davut'un aracılığıyla, "bugün"
diyerek yine bir gün belirliyor. Daha önce denildiği gibi, "Bugün O'nun sesini
duyarsanız, Yüreklerinizi nasırlaştırmayın."
İbr.4: 8 Eğer Yeşu onları huzura kavuştursaydı, Tanrı daha sonra bir başka
günden söz etmezdi.
İbr.4: 9 Böylece Tanrı halkı için bir Şabat Günü* rahatı kalıyor.
İbr.4: 10 Tanrı işlerinden nasıl dinlendiyse, O'nun huzur diyarına giren de
kendi işlerinden öylece dinlenir.
İbr.4: 11 Bu nedenle o huzur diyarına girmeye gayret edelim; öyle ki, hiçbirimiz
aynı tür sözdinlemezlikten ötürü düşmesin.
İbr.4: 12 Tanrı'nın sözü diri ve etkilidir, iki ağızlı kılıçtan daha keskindir.
Canla ruhu, ilikle eklemleri birbirinden ayıracak kadar derinlere işler; yüreğin
düşüncelerini, amaçlarını yargılar.
İbr.4: 13 Tanrı'nın görmediği hiçbir yaratık yoktur. Kendisine hesap vereceğimiz
Tanrı'nın gözü önünde her şey çıplak ve açıktır.
Başkâhinimiz İsa
İbr.4: 14 Tanrı Oğlu İsa gökleri aşan büyük başkâhinimiz olduğu için açıkça
benimsediğimiz inanca sımsıkı sarılalım.
İbr.4: 15 Çünkü başkâhinimiz zayıflıklarımızda bize yakınlık duyamayan biri
değildir; tersine, her alanda bizim gibi denenmiş, ama günah işlememiştir.
İbr.4: 16 Onun için Tanrı'nın lütuf tahtına cesaretle yaklaşalım; öyle ki,
yardım gereksindiğimizde merhamet görelim ve lütuf bulalım.
BÖLÜM 5
İbr.5: 1 İnsanlar arasından seçilen her başkâhin, günahlara karşılık sunular ve
kurbanlar sunmak üzere Tanrı'yla ilgili konularda insanları temsil etmek için
atanır.
İbr.5: 2 Bilgisizlere, yoldan sapanlara yumuşak davranabilir. Çünkü kendisi de
zayıflıklarla kuşatılmıştır.
İbr.5: 3 Bundan ötürü, halk için olduğu gibi, kendisi için de günah sunusu*
sunmak zorundadır.
İbr.5: 4 Kimse başkâhin olma onurunu kendi kendine alamaz; ancak Harun gibi,
Tanrı tarafından çağrılırsa alır.
İbr.5: 5 Nitekim Mesih de başkâhin olmak için kendi kendini yüceltmedi. O'na,
"Sen benim Oğlum'sun, Bugün ben sana Baba oldum" diyen Tanrı O'nu yüceltti.
İbr.5: 6 Başka bir yerde de diyor ki, "Melkisedek düzeni uyarınca Sen sonsuza
dek kâhinsin."
İbr.5: 7 Mesih, yeryüzünde*fx* olduğu günlerde kendisini ölümden kurtaracak
güçte olan Tanrı'ya büyük feryat ve gözyaşlarıyla dua etti, yakardı ve Tanrı
korkusu nedeniyle işitildi.
İbr.5: 8 Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi.
İbr.5: 9 Yetkin kılınınca, sözünü dinleyen herkes için sonsuz kurtuluş kaynağı
oldu.
İbr.5: 10 Çünkü Tanrı tarafından Melkisedek düzeni uyarınca başkâhin atanmıştı.
Temel İlkeleri Aşıp İlerleyin
İbr.5: 11 Bu konuda söyleyecek çok sözümüz var, ama kulaklarınız uyuştuğu için
anlatmak zor.
İbr.5: 12 Şimdiye dek öğretmen olmanız gerekirken, Tanrı sözlerinin temel
ilkelerini size yeni baştan öğretecek birine ihtiyacınız var. Size yine süt
gerekli, katı yiyecek değil!
İbr.5: 13 Sütle beslenen herkes bebektir ve doğruluk sözünde deneyimsizdir.
İbr.5: 14 Katı yiyecek, yetişkinler içindir; onlar duyularını iyi ile kötüyü
ayırt etmek üzere alıştırmayla eğitmiş kişilerdir.
BÖLÜM 6
İbr.6: 1-2 Bunun için, ölü işlerden tövbe etmenin ve Tanrı'ya inanmanın
temelini, vaftizler*, elle kutsama*fx*, ölülerin dirilişi ve sonsuz yargıyla
ilgili öğretinin temelini yeni baştan atmadan Mesih'le ilgili ilk öğretileri
aşarak yetkinliğe doğru ilerleyelim.
İbr.6: 3 Tanrı izin verirse, bunu yapacağız.
İbr.6: 4-6 Bir kez aydınlatılmış, göksel armağanı tatmış ve Kutsal Ruh'a ortak
edilmiş, Tanrı sözünün iyiliğini ve gelecek çağın güçlerini tatmış oldukları
halde yoldan sapanları yeniden tövbe edecek duruma getirmeye olanak yoktur.
Çünkü onlar Tanrı'nın Oğlu'nu adeta yeniden çarmıha geriyor, herkesin önünde
aşağılıyorlar.
İbr.6: 7 Üzerine sık sık yağan yağmuru emen ve kimler için işleniyorsa onlara
yararlı bitkiler üreten toprağı Tanrı bereketli kılar.
İbr.6: 8 Ama dikenli bitki, devedikeni üreten toprak yararsızdır; lanetlenmeye
yakındır, sonu yanmaktır.
İbr.6: 9 Size gelince, sevgili kardeşler, böyle konuştuğumuz halde, durumunuzun
daha iyi olduğuna, kurtuluşa uygun düştüğüne eminiz.
İbr.6: 10 Tanrı adaletsiz değildir; emeğinizi ve kutsallara hizmet etmiş olarak
ve etmeye devam ederek O'nun adına gösterdiğiniz sevgiyi unutmaz.
İbr.6: 11 Umudunuzdan doğan tam güvenceye kavuşmanız için her birinizin sona dek
aynı gayreti göstermesini diliyoruz.
İbr.6 :12 Tembel olmamanızı, vaat edilenleri iman ve sabır aracılığıyla miras
alanların örneğine uymanızı istiyoruz.
Tanrı'nın Vaadi
İbr.6 :13 Tanrı İbrahim'e vaatte bulunduğu zaman, üzerine ant içecek daha üstün
biri olmadığı için kendi üzerine ant içerek şöyle dedi:
İbr.6 :14 "Seni kutsadıkça kutsayacağım, Soyunu çoğalttıkça çoğaltacağım."
İbr.6 :15 Böylece İbrahim sabırla dayanarak vaade erişti.
İbr.6: 16 İnsanlar kendilerinden üstün biri üzerine ant içerler. Onlar için ant,
söyleneni doğrular ve her tartışmayı sona erdirir.
İbr.6: 17 Tanrı da amacının değişmezliğini vaadin mirasçılarına daha açıkça
belirtmek istediği için vaadini antla pekiştirdi.
İbr.6: 18 Öyle ki, önümüze konan umuda tutunmak için Tanrı'ya sığınan bizler,
Tanrı'nın yalan söylemesi olanaksız olan bu iki değişmez şey aracılığıyla büyük
cesaret bulalım.
İbr.6: 19 Canlarımız için gemi demiri gibi sağlam ve güvenilir olan bu umut,
perdenin* arkasındaki iç bölmeye geçer.
İbr.6: 20 Melkisedek düzeni uyarınca sonsuza dek başkâhin olan İsa oraya
uğrumuza öncü olarak girdi.
BÖLÜM 7
Kâhin Melkisedek
İbr.7: 1 Bu Melkisedek, Şalem Kralı ve yüce Tanrı'nın kâhiniydi*. Kralları
bozguna uğratmaktan dönen İbrahim'i karşılamış ve onu kutsamıştı.
İbr.7: 2 İbrahim de ona her şeyin ondalığını verdi. Melkisedek, adının anlamına
göre, önce "Doğruluk Kralı"dır; sonra da "Şalem Kralı", yani "Esenlik Kralı"dır.
İbr.7: 3 Babasız, annesizdir; soyağacı yoktur. Ne günlerinin başlangıcı, ne
yaşamının sonu vardır. Tanrı'nın Oğlu gibi sonsuza dek kâhin kalacaktır.
İbr.7: 4 Bakın, büyük ata İbrahim'in ganimetten ondalık verdiği bu adam ne kadar
büyüktür!
İbr.7: 5 Levioğulları'ndan olup kâhinlik görevini üstlenenlere Kutsal Yasa*
uyarınca halktan, yani İbrahim'in soyundan oldukları halde, kardeşlerinden
ondalık almaları buyrulmuştur.
İbr.7: 6 Melkisedek ise Levili* kâhinlerin soyundan olmadığı halde, vaatleri
alan İbrahim'den ondalık kabul etmiş ve onu kutsamıştır.
İbr.7: 7 Hiç kuşkusuz, kutsayan kutsanandan üstündür.
İbr.7: 8 Birinde ölümlü insanlar ondalık alıyor, ötekinde yaşadığına tanıklık
edilen biri alıyor.
İbr.7: 9 Ondalık alan Levi bile İbrahim aracılığıyla ondalık vermiştir
denebilir.
İbr.7: 10 Çünkü Melkisedek İbrahim'i karşıladığı zaman, Levi hâlâ atasının
bedenindeydi.
Yeni Kâhinlik Düzeni
İbr.7: 11 Eğer Levililer'in kâhinliği* aracılığıyla yetkinliğe erişilebilseydi
-nitekim Kutsal Yasa bu kâhinliği öngörerek halka verildi- Harun düzenine göre
değil de, Melkisedek düzenine göre başka bir kâhinin gelmesinden söz etmeye ne
gerek kalırdı?
İbr.7: 12 Çünkü kâhinlik değişince, Yasa da zorunlu olarak değişir.
İbr.7: 13 Kendisinden böyle söz edilen kişi başka bir oymaktandır. Bu oymaktan
hiç kimse sunakta hizmet etmemiştir.
İbr.7: 14 Rabbimiz'in Yahuda oymağından geldiği açıktır. Musa bu oymaktan söz
ederken kâhinlere ilişkin bir şey söylemedi.
İbr.7: 15 Melkisedek benzeri başka bir kâhin ortaya çıktığından, bu söylediğimiz
artık daha da açıktır.
İbr.7: 16 O, Yasa'nın soyla ilgili önkoşuluna göre değil, yok edilemez bir
yaşamın gücüne göre kâhin olmuştur.
İbr.7: 17 Çünkü, "Melkisedek düzeni uyarınca Sen sonsuza dek kâhinsin" diye
tanıklık ediliyor.
İbr.7: 18 Önceki buyruk, zayıflığı ve yararsızlığı nedeniyle geçersiz kılındı.
İbr.7: 19 Çünkü Yasa hiçbir şeyi yetkinleştiremedi. Bunun yerine, aracılığıyla
Tanrı'ya yaklaştığımız daha sağlam bir umut verildi.
İbr.7: 20 Bu da antsız olmadı. Öbürleri ant içilmeden kâhin olmuşlardı.
İbr.7: 21 Ama O kendisine, "Rab ant içti, kararından dönmez, Sen sonsuza dek
kâhinsin" diyen Tanrı'nın andıyla kâhin oldu.
İbr.7: 22 Böylece İsa daha iyi bir antlaşmanın kefili olmuştur.
İbr.7: 23 Önceki düzende çok sayıda kâhin görev aldı. Çünkü ölüm, görevlerini
sürdürmelerini engelliyordu.
İbr.7: 24 Ama İsa sonsuza dek yaşadığı için kâhinliği süreklidir.
İbr.7: 25 Bu nedenle O'nun aracılığıyla Tanrı'ya yaklaşanları tümüyle*fx*
kurtaracak güçtedir. Çünkü onlara aracılık etmek için hep yaşamaktadır.
Yeni Bir Antlaşmanın Başkâhini
İbr.7: 26 Böyle bir başkâhinimiz -kutsal, suçsuz, lekesiz, günahkârlardan
ayrılmış, göklerden daha yücelere çıkarılmış bir başkâhinimiz- olması uygundur.
İbr.7: 27 O, öbür başkâhinler gibi her gün önce kendi günahları, sonra da halkın
günahları için kurbanlar sunmak zorunda değildir. Çünkü kendini sunmakla bunu
ilk ve son kez yaptı.
İbr.7: 28 Kutsal Yasa, zayıflıkları olan insanları başkâhin atamaktadır. Ama
Yasa'dan sonra gelen ant sözü, sonsuza dek yetkin kılınmış olan Oğul'u başkâhin
atamıştır.
BÖLÜM 8
İbr.8: 1-2 Söylediklerimizin özü şudur: Göklerde, Yüce Olan'ın tahtının sağında
oturan, kutsal yerde, insanın değil, Rab'bin kurduğu asıl tapınma çadırında
görev yapan böyle bir başkâhinimiz vardır.
İbr.8: 3 Her başkâhin sunular, kurbanlar sunmak için atanır. Bu nedenle bizim
başkâhinimizin de sunacak bir şeyi olması gerekir.
İbr.8: 4 Eğer kendisi yeryüzünde olsaydı, kâhin* olamazdı. Çünkü Kutsal Yasa
uyarınca sunuları sunanlar var.
İbr.8: 5 Bunlar göktekinin örneği ve gölgesi olan tapınakta hizmet ediyorlar.
Nitekim Musa tapınma çadırını kurmak üzereyken Tanrı tarafından şöyle uyarıldı:
"Her şeyi sana dağda gösterilen örneğe göre yapmaya dikkat et."
İbr.8: 6 Şimdiyse, İsa daha iyi vaatler üzerine kurulmuş daha iyi bir
antlaşmanın aracısı olduğu kadar, daha üstün bir göreve de sahip olmuştur.
İbr.8: 7 Eğer o ilk antlaşma kusursuz olsaydı, ikincisine gerek duyulmazdı.
İbr.8: 8 Oysa halkını kusurlu bulan Tanrı şöyle diyor: "'İsrail halkıyla ve
Yahuda halkıyla Yeni bir antlaşma yapacağım günler geliyor' Diyor Rab.
İbr.8: 9 'Atalarını Mısır'dan çıkarmak için Ellerinden tuttuğum gün Onlarla
yaptığım antlaşmaya benzemeyecek. Çünkü onlar antlaşmama bağlı kalmadılar, Ben
de onlardan yüz çevirdim' Diyor Rab.
İbr.8: 10 'O günlerden sonra İsrail halkıyla Yapacağım antlaşma şudur' diyor
Rab, 'Yasalarımı zihinlerine işleyeceğim, Yüreklerine yazacağım. Ben onların
Tanrısı olacağım, Onlar da benim halkım olacak.
İbr.8: 11 Hiç kimse yurttaşını, kardeşini, Rab'bi tanı diye eğitmeyecek. Çünkü
küçük büyük hepsi tanıyacak beni.
İbr.8: 12 Çünkü suçlarını bağışlayacağım, Günahlarını artık anmayacağım.'"
İbr.8: 13 Tanrı, "Yeni bir antlaşma" demekle ilkini eskimiş saymıştır. Eskiyip
köhneleşense çok geçmeden yok olur.
BÖLÜM 9
Eski Tapınma Düzeni
İbr.9: 1 İlk antlaşmanın tapınma kuralları ve dünyasal tapınağı vardı.
İbr.9: 2 Bir çadır kurulmuştu. Kutsal Yer* denen birinci bölmede kandillik, masa
ve adak ekmekleri* bulunurdu.
İbr.9: 3 İkinci perdenin arkasında En Kutsal Yer* denen bir bölme vardı.
İbr.9: 4 Altın buhur sunağıyla her yanı altınla kaplanmış Antlaşma Sandığı*
buradaydı. Sandığın içinde altından yapılmış man* testisi, Harun'un filizlenmiş
değneği ve antlaşma levhaları vardı.
İbr.9: 5 Sandığın üstünde Bağışlanma Kapağı'nı*fx* gölgeleyen yüce Keruvlar*fx*
dururdu. Ama şimdi bunların ayrıntılarına giremeyiz.
İbr.9: 6 Her şey böyle düzenlendikten sonra kâhinler* her zaman çadırın ilk
bölmesine girer, tapınma görevlerini yerine getirirler.
İbr.9: 7 Ama iç bölmeye yılda bir kez yalnız başkâhin girebilir. Üstelik kendisi
için ve halkın bilmeden işlediği suçlar için sunacağı kurban kanı olmaksızın
giremez.
İbr.9: 8 Kutsal Ruh bununla çadırın ilk bölmesi durdukça, kutsal yere giden
yolun henüz açıkça gösterilmediğini belirtiyor.
İbr.9: 9 Bu, şimdiki çağ için bir örnektir; sunulan kurbanlarla sunuların
tapınan kişinin vicdanını yetkinleştiremediğini gösteriyor.
İbr.9: 10 Bunlar yalnız yiyecek, içecek, çeşitli dinsel yıkanmalarla ilgilidir;
yeni düzenin başlangıcına kadar geçerli olan bedensel kurallardır.
Mesih'in Kanı
İbr.9: 11 Ama Mesih, gelecek*fx* iyi şeylerin başkâhini olarak ortaya çıktı.
İnsan eliyle yapılmamış, yani bu yaratılıştan olmayan daha büyük, daha yetkin
çadırdan geçti.
İbr.9: 12 Tekelerle danaların kanıyla değil, sonsuz kurtuluşu sağlayarak kendi
kanıyla kutsal yere ilk ve son kez girdi.
İbr.9: 13 Tekelerle boğaların kanı ve serpilen düve külü murdar* olanları kutsal
kılıyor, bedensel açıdan temizliyor.
İbr.9: 14 Öyleyse sonsuz Ruh aracılığıyla kendini lekesiz olarak Tanrı'ya sunmuş
olan Mesih'in kanının, diri Tanrı'ya kulluk edebilmemiz için vicdanımızı ölü
işlerden temizleyeceği ne kadar daha kesindir!
İbr.9: 15 Bu nedenle, çağrılmış olanların vaat edilen sonsuz mirası almaları
için Mesih yeni antlaşmanın aracısı oldu. Kendisi onları ilk antlaşma*fx1*
zamanında işledikleri suçlardan kurtarmak için fidye olarak öldü.
İbr.9: 16 Ortada bir vasiyet*fx1* varsa, vasiyet edenin ölümünün kanıtlanması
gerekir.
İbr.9: 17 Çünkü vasiyet ancak ölümden sonra geçerli olur. Vasiyet eden
yaşadıkça, vasiyetin hiçbir etkinliği yoktur.
İbr.9: 18 Bu nedenle ilk antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe girmedi.
İbr.9: 19 Musa, Kutsal Yasa'nın her buyruğunu bütün halka bildirdikten sonra su,
al yapağı, mercanköşkotu ile danaların ve tekelerin kanını alıp hem kitabın hem
de bütün halkın üzerine serpti.
İbr.9: 20 "Tanrı'nın uymanızı buyurduğu antlaşmanın kanı budur" dedi.
İbr.9: 21 Aynı biçimde çadırın ve tapınmada kullanılan bütün eşyaların üzerine
kan serpti.
İbr.9: 22 Nitekim Kutsal Yasa uyarınca hemen her şey kanla temiz kılınır, kan
dökülmeden bağışlama olmaz.
Son Kurban
İbr.9: 23 Böylelikle aslı göklerde olan örneklerin bu kurbanlarla, ama gökteki
asıllarının bunlardan daha iyi kurbanlarla temiz kılınması gerekti.
İbr.9: 24 Çünkü Mesih, asıl kutsal yerin örneği olup insan eliyle yapılan kutsal
yere değil, ama şimdi bizim için Tanrı'nın önünde görünmek üzere asıl göğe
girdi.
İbr.9: 25 Başkâhin her yıl kendisinin olmayan kanla En Kutsal Yer'e* girer; oysa
Mesih kendisini tekrar tekrar sunmak için göğe girmedi.
İbr.9: 26 Öyle olsaydı, dünyanın kuruluşundan beri Mesih'in tekrar tekrar acı
çekmesi gerekirdi. Oysa Mesih, kendisini bir kez kurban ederek günahı ortadan
kaldırmak için çağların sonunda ortaya çıkmıştır.
İbr.9: 27-28 Bir kez ölmek, sonra da yargılanmak nasıl insanların kaderiyse,
Mesih de birçoklarının günahlarını yüklenmek için bir kez kurban edildi. İkinci
kez, günah yüklenmek için değil, kurtuluş getirmek için kendisini bekleyenlere
görünecektir.
BÖLÜM 10
İbr.10: 1 Kutsal Yasa'da gelecek iyi şeylerin aslı yoktur, sadece gölgesi
vardır. Bu nedenle Yasa, her yıl sürekli aynı kurbanları sunarak Tanrı'ya
yaklaşanları asla yetkinliğe erdiremez.
İbr.10: 2 Erdirebilseydi, kurban sunmaya son verilmez miydi? Çünkü tapınanlar
bir kez günahlarından arındıktan sonra artık günahlılık duygusu kalmazdı.
İbr.10: 3 Ancak o kurbanlar insanlara yıldan yıla günahlarını anımsatıyor.
İbr.10: 4 Çünkü boğalarla tekelerin kanı günahları ortadan kaldıramaz.
İbr.10: 5 Bunun için Mesih dünyaya gelirken şöyle diyor: "Kurban ve sunu
istemedin, Ama bana bir beden hazırladın.
İbr.10: 6 Yakmalık sunudan* ve günah sunusundan* Hoşnut olmadın.
İbr.10: 7 O zaman şöyle dedim: 'Kutsal Yazı tomarında Benim için yazıldığı gibi,
Senin isteğini yapmak üzere, Ey Tanrı, işte geldim.'"
İbr.10: 8 Mesih ilkin, "Kurban, sunu, yakmalık sunu, günah sunusu istemedin ve
bunlardan hoşnut olmadın" dedi. Oysa bunlar Yasa'nın bir gereği olarak sunulur.
İbr.10: 9 Sonra, "Senin isteğini yapmak üzere işte geldim" dedi. Yani ikinciyi
geçerli kılmak için birinciyi ortadan kaldırıyor.
İbr.10: 10 Tanrı'nın bu isteği uyarınca, İsa Mesih'in bedeninin ilk ve son kez
sunulmasıyla kutsal kılındık.
İbr.10: 11 Her kâhin* her gün ayakta durup görevini yapar ve günahları asla
ortadan kaldıramayan aynı kurbanları tekrar tekrar sunar.
İbr.10: 12 Oysa Mesih günahlar için sonsuza dek geçerli tek bir kurban sunduktan
sonra Tanrı'nın sağında oturdu.
İbr.10: 13 O zamandan beri düşmanlarının, kendi ayaklarının altına
serilmesini*fx* bekliyor.
İbr.10: 14 Çünkü kutsal kılınanları tek bir sunuyla sonsuza dek yetkinliğe
erdirmiştir.
İbr.10: 15 Kutsal Ruh da bu konuda bize tanıklık ediyor. Önce diyor ki,
İbr.10: 16 "Rab, 'O günlerden sonra Onlarla yapacağım antlaşma şudur: Yasalarımı
yüreklerine koyacağım, Zihinlerine yazacağım' diyor."
İbr.10: 17 Sonra şunu ekliyor: "Onların günahlarını ve suçlarını artık
anmayacağım."
İbr.10: 18 Bunların bağışlanması durumunda artık günah için sunuya gerek yoktur.
Dayanın!
İbr.10: 19-20 Bu nedenle, ey kardeşler, İsa'nın kanı sayesinde perdede*, yani
kendi bedeninde bize açtığı yeni ve diri yoldan kutsal yere girmeye cesaretimiz
vardır.
İbr.10: 21 Tanrı'nın evinden sorumlu büyük bir kâhinimiz* bulunmaktadır.
İbr.10.22 Öyleyse yüreklerimiz serpmeyle kötü vicdandan arınmış, bedenlerimiz
temiz suyla yıkanmış olarak, imanın verdiği tam güvenceyle, yürekten bir
içtenlikle Tanrı'ya yaklaşalım.
İbr.10: 23 Açıkça benimsediğimiz umuda sımsıkı tutunalım. Çünkü vaat eden Tanrı
güvenilirdir.
İbr.10: 24 Birbirimizi sevgi ve iyi işler için nasıl gayrete getirebileceğimizi
düşünelim.
İbr.10: 25 Bazılarının alıştığı gibi, bir araya gelmekten vazgeçmeyelim; o günün
yaklaştığını gördükçe birbirimizi daha da çok yüreklendirelim.
İbr.10: 26-27 Gerçeği öğrenip benimsedikten sonra, bile bile günah işlemeye
devam edersek, günahlar için artık kurban kalmaz; geriye sadece yargının
dehşetli beklenişi ve düşmanları yiyip bitirecek kızgın ateş kalır.
İbr.10: 28 Musa'nın Yasası'nı hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözüyle
acımasızca öldürülür.
İbr.10: 29 Eğer bir kimse Tanrı Oğlu'nu ayaklar altına alır, kendisini kutsal
kılan antlaşma kanını bayağı sayar ve lütufkâr Ruh'a hakaret ederse, bundan ne
kadar daha ağır bir cezaya layık görülecek sanırsınız?
İbr.10: 30 Çünkü, "Öç benimdir, karşılığını ben vereceğim" ve yine, "Rab halkını
yargılayacak" diyeni tanıyoruz.
İbr.10: 31 Diri Tanrı'nın eline düşmek korkunç bir şeydir.
İbr.10: 32 Sizlerse aydınlandıktan sonra acılarla dolu büyük bir mücadeleye
dayandığınız o ilk günleri anımsayın.
İbr.10: 33 Bazen sitemlere, sıkıntılara uğrayıp seyirlik oldunuz, bazen de aynı
durumda olanlarla dayanışma içine girdiniz.
İbr.10: 34 Hem hapistekilerin dertlerine ortak oldunuz, hem de daha iyi ve
kalıcı bir malınız olduğunu bilerek mallarınızın yağma edilmesini sevinçle
karşıladınız.
İbr.10: 35 Onun için cesaretinizi yitirmeyin; bu cesaretin ödülü büyüktür.
İbr.10: 36 Çünkü Tanrı'nın isteğini yerine getirmek ve vaat edilene kavuşmak
için dayanma gücüne ihtiyacınız vardır.
İbr.10: 37 Artık, "Gelecek olan pek yakında gelecek Ve gecikmeyecek.
İbr.10: 38 Doğru adamım, imanla yaşayacaktır. Ama geri çekilirse, ondan hoşnut
olmayacağım."
İbr.10: 39 Bizler geri çekilip mahvolanlardan değiliz; iman edip canlarının
kurtuluşuna kavuşanlardanız.
BÖLÜM 11
İman
İbr.11: 1 İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin
olmaktır*fx*.
İbr.11: 2 Atalarımız bununla Tanrı'nın beğenisini kazandılar.
İbr.11: 3 Evrenin Tanrı'nın buyruğuyla yaratıldığını, böylece görülenlerin
görünmeyenlerden oluştuğunu iman sayesinde anlıyoruz.
İbr.11: 4 Habil'in Tanrı'ya Kayin'den daha iyi bir kurban sunması iman sayesinde
oldu.İmanı sayesinde doğru biri olarak Tanrı'nın beğenisini kazandı. Çünkü Tanrı
onun sunduğu adakları kabul etti. Nitekim Habil ölmüş olduğu halde, iman
sayesinde hâlâ konuşmaktadır.
İbr.11: 5 İman sayesinde Hanok ölümü tatmamak üzere yukarı alındı. Kimse onu
bulamadı, çünkü Tanrı onu yukarı almıştı. Yukarı alınmadan önce Tanrı'yı hoşnut
eden biri olduğuna tanıklık edildi.
İbr.11: 6 İman olmadan Tanrı'yı hoşnut etmek olanaksızdır. Tanrı'ya yaklaşan,
O'nun var olduğuna ve kendisini arayanları ödüllendireceğine iman etmelidir.
İbr.11: 7 İman sayesinde Nuh, henüz olmamış olaylarla ilgili olarak Tanrı
tarafından uyarılınca, Tanrı korkusuyla ev halkının kurtuluşu için bir gemi
yaptı. Bununla dünyayı yargıladı ve imana dayanan doğruluğun mirasçısı oldu.
İbr.11: 8 İman sayesinde İbrahim miras alacağı yere gitmesi için çağrılınca,
Tanrı'nın sözünü dinledi ve nereye gideceğini bilmeden yola çıktı.
İbr.11: 9 İman sayesinde bir yabancı olarak vaat edilen ülkeye yerleşti. Aynı
vaadin ortak mirasçıları olan İshak ve Yakup'la birlikte çadırlarda yaşadı.
İbr.11: 10 Çünkü mimarı ve kurucusu Tanrı olan temelli kenti bekliyordu.
İbr.11: 11 İman sayesinde Sara'nın kendisi de kısır ve yaşı geçmiş olduğu halde
vaat edeni güvenilir saydığından çocuk sahibi olmak için güç buldu.
İbr.11: 12 Böylece tek bir adamdan, üstelik ölüden farksız birinden gökteki
yıldızlar, deniz kıyısındaki kum kadar sayısız torun meydana geldi.
İbr.11: 13 Bu kişilerin hepsi imanlı olarak öldüler. Vaat edilenlere
kavuşamadılarsa da bunları uzaktan görüp selamladılar, yeryüzünde yabancı ve
konuk olduklarını açıkça kabul ettiler.
İbr.11: 14 Böyle konuşanlar bir vatan aradıklarını gösteriyorlar.
İbr.11: 15 Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.
İbr.11: 16 Ama onlar daha iyisini, yani göksel olanı arzu ediyorlardı. Bunun
içindir ki, Tanrı onların Tanrısı olarak anılmaktan utanmıyor. Çünkü onlara bir
kent hazırladı.
İbr.11: 17 İbrahim sınandığı zaman imanla İshak'ı kurban olarak sundu. Vaatleri
almış olan İbrahim biricik oğlunu kurban etmek üzereydi.
İbr.11: 18 Oysa Tanrı ona, "Senin soyun İshak'la sürecek" demişti.
İbr.11: 19 İbrahim Tanrı'nın ölüleri bile diriltebileceğini düşündü; nitekim
İshak'ı simgesel şekilde ölümden geri aldı.
İbr.11: 20 İman sayesinde İshak gelecek olaylarla ilgili olarak Yakup'la Esav'ı
kutsadı.
İbr.11: 21 Yakup ölürken iman sayesinde Yusuf'un iki oğlunu da kutsadı,
değneğinin ucuna yaslanarak Tanrı'ya tapındı.
İbr.11: 22 Yusuf ölürken iman sayesinde İsrailoğulları'nın Mısır'dan çıkacağını
anımsattı ve kemiklerine ilişkin buyruk verdi.
İbr.11: 23 Musa doğduğunda annesiyle babası onu imanla üç ay gizlediler. Çünkü
çocuğun güzel olduğunu gördüler ve kralın fermanından korkmadılar.
İbr.11: 24 Musa büyüyünce iman sayesinde firavunun kızının oğlu olarak tanınmayı
reddetti.
İbr.11: 25 Bir süre için günahın sefasını sürmektense, Tanrı'nın halkıyla
birlikte baskı görmeyi yeğledi.
İbr.11: 26 Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik
saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.
İbr.11: 27 Kralın öfkesinden korkmadan imanla Mısır'dan ayrıldı. Görünmez Olan'ı
görür gibi dayandı.
İbr.11: 28 İlk doğanları öldüren melek İsrailliler'e dokunmasın diye Musa
imanla, Fısıh* kurbanının kesilmesini ve kanının kapılara sürülmesini sağladı.
İbr.11: 29 İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kızıldeniz'den*
geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular.
İbr.11: 30 İsrailliler yedi gün boyunca Eriha surları çevresinde dolandılar;
sonunda imanları sayesinde surlar yıkıldı.
İbr.11: 31 Fahişe Rahav casusları dostça karşıladığı için imanı sayesinde söz
dinlemeyenlerle birlikte öldürülmedi.
İbr.11: 32 Daha ne diyeyim? Gidyon, Barak, Şimşon, Yiftah, Davut, Samuel ve
peygamberlerle ilgili olanları anlatsam, zaman yetmeyecek.
İbr.11: 33 Bunlar iman sayesinde ülkeler ele geçirdiler, adaleti sağladılar,
vaat edilenlere kavuştular, aslanların ağzını kapadılar.
İbr.11: 34 Kızgın ateşi söndürdüler, kılıcın ağzından kaçıp kurtuldular.
Güçsüzlükte kuvvet buldular, savaşta güçlendiler, yabancı orduları bozguna
uğrattılar.
İbr.11: 35 Kadınlar dirilen ölülerini geri aldılar. Başkalarıysa salıverilmeyi
reddederek dirilip daha iyi bir yaşama kavuşma umuduyla işkencelere katlandılar.
İbr.11: 36 Daha başkaları alaya alınıp kamçılandı, hatta zincire vurulup
hapsedildi.
İbr.11: 37 Taşlandılar, testereyle biçildiler*fx*, kılıçtan geçirilip
öldürüldüler. Koyun postu, keçi derisi içinde dolaştılar, yoksulluk çektiler,
sıkıntılara uğradılar, baskı gördüler.
İbr.11: 38 Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı
oyuklarında dolanıp durdular.
İbr.11: 39 İmanları sayesinde bunların hepsi Tanrı'nın beğenisini kazandıkları
halde, hiçbiri vaat edilene kavuşmadı.
İbr.11: 40 Bizden ayrı olarak yetkinliğe ermesinler diye, Tanrı bizim için daha
iyi bir şey hazırlamıştı.
BÖLÜM 12
Rab Sevdiklerini Terbiye Eder
İbr.12: 1 İşte çevremizi bu denli büyük bir tanıklar bulutu sardığına göre, biz
de her yükü ve bizi kolayca kuşatan günahı üzerimizden sıyırıp atalım ve önümüze
konan yarışı sabırla koşalım.
İbr.12: 2 Gözümüzü imanımızın öncüsü ve tamamlayıcısı İsa'ya dikelim. O
kendisini bekleyen sevinç uğruna utancı hiçe sayıp çarmıhta ölüme katlandı ve
Tanrı'nın tahtının sağında oturdu.
İbr.12: 3 Yorulup cesaretinizi yitirmemek için, günahkârların bunca karşı
koymasına katlanmış Olan'ı düşünün.
İbr.12: 4 Günaha karşı verdiğiniz mücadelede henüz kanınızı akıtacak kadar
direnmiş değilsiniz.
İbr.12: 5 Size oğullar diye seslenen şu öğüdü de unuttunuz: "Oğlum, Rab'bin
terbiye edişini hafife alma, Rab seni azarlayınca cesaretini yitirme.
İbr.12: 6 Çünkü Rab sevdiğini terbiye eder, Oğulluğa kabul ettiği herkesi
cezalandırır."
İbr.12: 7 Terbiye edilmek uğruna acılara katlanmalısınız. Tanrı size oğullarına
davranır gibi davranıyor. Hangi oğul babası tarafından terbiye edilmez?
İbr.12: 8 Herkesin gördüğü terbiyeden yoksunsanız, oğullar değil, yasadışı
evlatlarsınız.
İbr.12: 9 Kaldı ki, bizi terbiye eden dünyasal babalarımız vardı ve onlara saygı
duyardık. Öyleyse Ruhlar Babası'na bağımlı olup yaşamamız çok daha önemli değil
mi?
İbr.12: 10 Babalarımız bizi kısa bir süre için, uygun gördükleri gibi terbiye
ettiler. Ama Tanrı, kutsallığına ortak olalım diye bizi kendi yararımıza terbiye
ediyor.
İbr.12: 11 Terbiye edilmek başlangıçta hiç tatlı gelmez, acı gelir. Ne var ki,
böyle eğitilenler için bu sonradan esenlik veren doğruluğu üretir.
İbr.12: 12-13 Bunun için sarkık ellerinizi kaldırın, bükük dizlerinizi
doğrultun, ayaklarınız için düz yollar yapın. Öyle ki, kötürüm olan parça
eklemden çıkmasın, tersine şifa bulsun.
Tanrı'yı Reddetmeyin
İbr.12: 14 Herkesle barış içinde yaşamaya, kutsal olmaya gayret edin. Kutsallığa
sahip olmadan kimse Rab'bi göremeyecek.
İbr.12: 15 Dikkat edin, kimse Tanrı'nın lütfundan yoksun kalmasın. İçinizde sizi
rahatsız edecek ve birçoklarını zehirleyecek acı bir kök filizlenmesin.
İbr.12: 16 Kimse fuhuş yapmasın ya da ilk oğulluk hakkını bir yemeğe karşılık
satan Esav gibi kutsal değerlere saygısızlık etmesin.
İbr.12: 17 Biliyorsunuz, Esav daha sonra kutsanma hakkını miras almak istediyse
de geri çevrildi. Kutsanmak için gözyaşı döküp yalvarmasına karşın, vermiş
olduğu kararın sonucunu değiştiremedi*fx*.
İbr.12: 18-19 Sizler dokunulabilen, alev alev yanan dağa, karanlığa, koyu
karanlık ve kasırgaya, gürleyen çağrı borusuna, tanrısal sözleri ileten sese
yaklaşmış değilsiniz. O sesi işitenler, kendilerine bir sözcük daha söylenmesin
diye yalvardılar.
İbr.12: 20 "Dağa bir hayvan bile dokunsa taşlanacak" buyruğuna dayanamadılar.
İbr.12: 21 Görünüm öyle korkunçtu ki, Musa, "Çok korkuyorum, titriyorum" dedi.
İbr.12: 22-24 Oysa sizler Siyon* Dağı'na, yaşayan Tanrı'nın kenti olan göksel
Yeruşalim'e, bir bayram şenliği içindeki onbinlerce meleğe, adları göklerde
yazılmış ilk doğanların topluluğuna yaklaştınız. Herkesin yargıcı olan Tanrı'ya,
yetkinliğe erdirilmiş doğru kişilerin ruhlarına, yeni antlaşmanın aracısı olan
İsa'ya ve Habil'in kanından daha üstün bir anlam taşıyan serpmelik kana
yaklaştınız.
İbr.12: 25 Bunları söyleyeni reddetmemeye dikkat edin. Çünkü yeryüzünde
kendilerini uyaranı reddedenler kurtulamadılarsa, göklerden bizi uyarandan yüz
çevirirsek, bizim de kurtulamayacağımız çok daha kesindir.
İbr.12: 26 O zaman O'nun sesi yeri sarsmıştı. Ama şimdi, "Bir kez daha yalnız
yeri değil, göğü de sarsacağım" diye söz vermiştir.
İbr.12: 27 "Bir kez daha" sözü, sarsılanların, yani yaratılmış olan şeylerin
ortadan kaldırılacağını, böylelikle sarsılmayanların kalacağını anlatıyor.
İbr.12: 28 Böylece sarsılmaz bir egemenliğe kavuştuğumuz için minnettar olalım.
Öyle ki, Tanrı'yı hoşnut edecek biçimde saygı ve korkuyla tapınalım.
İbr.12: 29 Çünkü Tanrımız yakıp yok eden bir ateştir.
BÖLÜM 13
Son Öğütler
İbr.13: 1 Kardeş sevgisi sürekli olsun.
İbr.13: 2 Konuksever olmaktan geri kalmayın. Çünkü bu sayede bazıları bilmeden
melekleri konuk ettiler.
İbr.13: 3 Hapiste olanları, onlarla birlikte hapsedilmiş gibi anımsayın. Sizin
de bir bedeniniz olduğunu düşünerek baskı görenleri hatırlayın.
İbr.13: 4 Herkes evliliğe saygı göstersin. Evlilik yatağı günahla lekelenmesin.
Çünkü Tanrı fuhuş yapanları, zina edenleri yargılayacak.
İbr.13: 5 Yaşayışınız para sevgisinden uzak olsun. Sahip olduklarınızla yetinin.
Çünkü Tanrı şöyle dedi: "Seni asla terk etmeyeceğim, Seni asla yüzüstü
bırakmayacağım."
İbr.13: 6 Böylece cesaretle diyoruz ki, "Rab benim yardımcımdır, korkmam; İnsan
bana ne yapabilir?"
İbr.13: 7 Tanrı'nın sözünü size iletmiş olan önderlerinizi anımsayın.
Yaşayışlarının sonucuna bakarak onların imanını örnek alın.
İbr.13: 8 İsa Mesih dün, bugün ve sonsuza dek aynıdır.
İbr.13: 9 Çeşitli garip öğretilerin etkisine kapılıp sürüklenmeyin. Yüreğin
yiyeceklerle değil, Tanrı lütfuyla güçlenmesi iyidir. Yiyeceklere güvenenler
hiçbir yarar görmediler.
İbr.13: 10 Bir sunağımız var ki, tapınma çadırında hizmet edenlerin ondan yemeye
hakları yoktur.
İbr.13: 11 Başkâhin günah sunusu* olarak hayvanların kanını kutsal yere taşır,
ama bu hayvanların cesetleri ordugahın dışında yakılır.
İbr.13: 12 Bunun gibi, İsa da kendi kanıyla halkı kutsal kılmak için kent
kapısının dışında acı çekti.
İbr.13: 13 Öyleyse biz de O'nun uğradığı aşağılanmaya katlanarak ordugahtan
dışarıya çıkıp yanına gidelim.
İbr.13: 14 Çünkü burada kalıcı bir kentimiz yoktur, biz gelecekteki kenti
özlüyoruz.
İbr.13: 15 Bu nedenle, İsa aracılığıyla Tanrı'ya sürekli övgü kurbanları, yani
O'nun adını açıkça anan dudakların meyvesini sunalım.
İbr.13: 16 İyilik yapmayı, sizde olanı başkalarıyla paylaşmayı unutmayın. Çünkü
Tanrı bu tür kurbanlardan hoşnut olur.
İbr.13: 17 Önderlerinizin sözünü dinleyin, onlara bağlı kalın. Çünkü onlar
canlarınız için hesap verecek kişiler olarak sizi kollarlar. Onların sözünü
dinleyin ki, görevlerini inleyerek değil -bunun size yararı olmaz- sevinçle
yapsınlar.
İbr.13: 18 Bizim için dua edin. Vicdanımızı temiz tuttuğumuza, her bakımdan
olumlu bir yaşam sürmek istediğimize eminiz.
İbr.13: 19 Yanınıza tez zamanda dönebilmem için dua etmenizi özellikle rica
ediyorum.
İbr.13: 20 Esenlik veren Tanrı, koyunların büyük Çobanı'nı, Rabbimiz İsa'yı
sonsuza dek sürecek antlaşmanın kanıyla ölümden diriltti.
İbr.13: 21 Tanrı, isteğini yerine getirebilmeniz için sizi her iyilikle
donatsın; kendisini hoşnut eden şeyi İsa Mesih aracılığıyla bizlerde
gerçekleştirsin. Mesih'e sonsuzlara dek yücelik olsun! Amin.
İbr.13: 22 Kardeşler, size rica ediyorum, öğütlerimi hoş görün. Zaten size
kısaca yazdım.
İbr.13: 23 Kardeşimiz Timoteos'un salıverildiğini bilmenizi istiyorum. Yakında
yanıma gelirse, onunla birlikte sizi görmeye geleceğim.
İbr.13: 24 Önderlerinizin hepsine ve bütün kutsallara selam söyleyin. İtalya'dan
olanlar size selam ederler.
İbr.13: 25 Tanrı'nın lütfu hepinizle birlikte olsun! Amin.
DİPNOTLAR
1:3 "Ulu Tanrı'nın": Grekçe "Ululuğun".
1:13 "Ayaklarının altına serinceye dek": Grekçe "Ayaklarına tabure yapıncaya
dek".
2:7,9 "Meleklerden biraz" ya da "Kısa bir süre için meleklerden".
2:7 "Ellerinin yapıtları üzerine onu görevlendirdin" sözleri bazı Grekçe
elyazmalarında yoktur.
5:7 "Yeryüzünde": Grekçe "Bedende".
6:1-2 "Elle kutsama": Grekçe "El koyma".
7:25 "Tümüyle" ya da "Sonsuza kadar".
9:5 "Bağışlanma Kapağı": Tanrı'nın öfkesinin yatıştırıldığı, halkının
günahlarının bağışlanıp Tanrı'yla barıştırıldığı özel yeri ifade ediyordu.
9:5 "Yüce Keruvlar": Tanrı'nın yüceliğiyle birlikte görünen göksel varlıklar.
9:11 "Gelecek": Bazı elyazmalarında, "Gelmiş" diye geçer.
9:15,16 "Antlaşma" ve "Vasiyet" için Grekçe'de aynı sözcük kullanılmıştır.
10:13 "Ayaklarının altına serilmesini": Grekçe "Ayaklarına tabure yapılmasını".
11:1 "Varlığından emin olmaktır" ya da "Varlığına kanıttır".
11:37 "Biçildiler": Birçok Grekçe elyazmasında, "Biçildiler, denendiler" diye
geçer.
12:17 "Vermiş olduğu kararın sonucunu değiştiremedi" ya da "Tövbe olanağını
bulamadı".