Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat

Akletmek

Nereden Yazdırıldığı: Kur'an Yolunda
Kategori: Kur'an-ı Hakim -Genel-
Forum Adı: Güncel Konular
Forum Tanımlaması: Güncel konular hakkında Kur'ani yorumlar, makaleler...
URL: http://www.kuranyolunda.com/forum_posts.asp?TID=4135
Tarih: 28-Temmuz-2014 Saat 17:21


Konu: Akletmek
Mesajı Yazan: Misafir
Konu: Akletmek
Mesaj Tarihi: 03-Haziran-2008 Saat 01:09
 bazı zamanlarda bazı yerlerde kul istemesede mühim değil kul hoşlanmasada mühim değil.. Allahın verdiği Aklı kullanmamakta onun verdiği nimeti tepmektir. .ona minnetimizi.. verdiği her ödülün her güzelliğin hakkını vererek ödemeliyiz diye düşünüyorum..kur an anlayışında akıl kullanılmadıkça potansiyel olarak bir anlam ifade etmez
 
Akıl, eşyadaki düzeni anlama gücüne sahip olduğu gibi, ilâhî gerçekleri de anlama, sezme, onların üzerinde düşünüp yorum yapma, onların hikmetini idrâk etme gücüne de sahiptir. Zaten aklın birinci görevi de budur.
tabiki aklı doğru kullanma doğru düşünme..
 
“(Hidâyet çağrısına kulak vermeyen) kâfirlerin durumu, sadece çobanın bağırıp çağırmasını işiten hayvanların durumuna benzer. Çünkü onlar, sağırdır, dilsizdir, kördür; bundan dolayı akıl erdirmezler, düşünmezler.” (2/Bakara, 171)
 
 Cehennem azabından kurtuluş yolu da akletmek, aklı kullanmak ve Vahy ile gelen gerçeğe teslim olup Allah'a kulluk yapmaktır (ó7/Mülk, 10).
 
Gerçek şu ki, Allah katında, yerde hareket edenlerin en şerlisi (kötüsü) akıl erdirmez sağırlar ve dilsizler (düşünmeyen, hakkı duyup söylemeyenler)dir.” (8/Enfâl, 22
 
İnkârcılar, akıl ni'metine rağmen Allah'ı ve O'nun gönderdiği gerekleri anlamıyorlarsa, akletmiyorlarsa; gerçekleri duyamıyorsa ve hakikatler yerine birtakım saçma sapan sözler konuşuyorlarsa, onlar sağır ve dilsizdirler. Kur'an, insanlığa lâyık olmayan böyle özellik taşıyan kimseleri hayvanlar safında görmüş ve onlardan, yeryüzünde debelenen hayvan diye, hem de o hayvanların en kötüsü olarak söz etmiştir. Aklını kullanmayıp da inkâr, isyan ve sapıklık üzere devam edenlere azaptan başka bir şey yoktur (10/Yûnus, 100).
 
"Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün peşpeşe gelişinde, insanlara fayda veren şeylerle yüklü gemilerin denizde yüzmesinde, Allah'ın gökten indirip de ölü haldeki toprağı canlandırdığı suda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve yer ile gök arasında emre hazır bekleyen bulutları yönlendirmesinde, aklını kullanan bir toplum için (Allah'ın varlığını ve birliğini ispatlayan) birçok âyetler/deliller vardır." (2/Bakara, 164).
 

“... İlimde ileri gidenler; biz ona inandık, hepsi de Rabbimizin katındandır derler. Bunu ise ancak aklını isabetle kullanabilenler akledip düşünebilir.” (3/Âl-i İmran, 7)

“Bu Kur'an insanlara bir tebliğdir. İnsanlar bununla uyarılsınlar, O'nun tek ilâh olduğunu bilsinler ve akıllarını kullansınlar da düşünüp ibret alsınlar.” (14/İbrahim, 50)

“... Onları müjdele, onlar ki sözü dinlerler ve o sözün en güzeline uyarlar. İşte onlar Allah'ın kendilerini doğru yola ilettiği kimselerdir, akl-ı selim sahipleridir.” (39/Zümer, 18)

“Onlara Allah'ın indirdiğine uyun denildiğinde ‘hayır, biz atalarımızın uyduklarına uyarız' derler. İyi ama atalarınızın aklı bir şeye ermiyorsa da doğru yolu bulamamışlarsa? (yine de onların yoluna mı uyacaksınız?)” (3/Âl-i İmran, 172)

Eğer yeryüzünde bulunan insanların çoğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar zandan başka bir şeye tâbi olmaz, ve ancak yalan konuşurlar." (6/En'am, 116)

İnsan aklı ile tabiatı anlarken, vahiy ile ilâhî hakikatleri bilebilir. O halde aklın görevi; gerek tabiattaki, gerek Kur'an'daki âyetleri anlamak ve Allah'a ulaşmaktır.



Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat